Bir insan düşünün. Ailesi, çevresi, arkadaşları iyi olan. O insan genelde karşısındakini düşünür, bir problemi varsa çözmeye çalışır veya kendi deneyimleri ile aydınlatmaya çalışır. Lakin bu insan biraz nerd olduğu için sosyal ilişkileri fazla iyi değildir. İnsanlarla tanıştığı zamanlardaki suskunluğunu karşısındakiler "sıkıntı" olarak anlar. Oysa o sadece onları dinliyordur. Bu yüzden ilk deneyimi iyi geçmez. Başka bir buluşmada ortaya eteğindekileri döker fakat pek de iyi bir mizah anlayışı olmdığından ve bilgi ağırıklı konuştuğundan insanlar onu sıkıcı ve ukala olarak tanımlar. Geriye kalıp da dinleyenlere ise mutlulukla bakar . Onlar ise gerçekten ya bilgilerini paylaşmak istiyorlardır ya da sadece ondan yararlanmak istiyorlardır. Bu insan karşısındaki dinleyicilerine anlattıkça anlatır, anlatır, anlatır ta ki karşısındaki ondan bir şey isteninceye kadar. İnsan kabul eder istediğini verir. Karşıdakiler memnun istediğini almış ve ondan yeniden yararlanmak üzere bizimkiyle ilişiğini keserken diğerleri ise hala durur. Duranlarla devam eder bizim insancık. Çevresinde bir avuç adam kalmıştır onu dinleyen, değer veren.
Garip huyları vardır bizimkinin. Mesela bir filmi orjinal olarak izlemeyi sever. Film izlerken gürültü yapılması hem ona hem de filmi yapana saygısızlıktır asla affedilmez. Mesela herkesin ona karşı açık olmasını ister tıpkı karşısındaki kişiye kendisi onun hakkında ne düşündüğünü açıkça söylediği gibi. Kendisi açık konuşur ama karşısındakinin yüzüne bakamaz. Söylediklerinin arkasında duramayacak kadar korkak ve yine de söyleyecek kadar ukala olduğundan ötürü değil. Gözleri bozuktur. Karşısındakinin yüzüne bakıp da konuştuğu zamanlar karşısındaki adamın, bizimkinin sözünü kesip" bana mı bakıyorsun yoksa arkamdaki kıza mı?" diye dediği zamanları hatırlar. Kendi özürü için utanç duyar hem de onu bu hale gelmesine sebep olan insanın ve insanların şu anda ki rahatlığı kadar. Yardım isteyemez. Nedenini kendisi bile bilmez ama ona yardım istemek biraz kendini acındırmak olarak gelir. Oysa kendisi hiçbir zaman olmayan ailesinin durumu yüzünden üniversiteye tek başına dersane ve hoca yardımı olmadan hazırlanmış, üniversitede yeri gelmiş bir kuru simitle devam etmiştir günlerine. İnsanların bir anda nasıl çiğleştiğini görmüş, askerde ise ezilen insanların hükmetmeye gelince ne kadar aşağılık olduklarını pekiştirmiştir. Bu yüzden yardım istemek ona pek zor gelir. Yardım eder ama isteyemez çünkü yardım isteyeceği kişilere borçlanmış olarak hisseder kendini. Onlar da bunu gayet iyi bilir, sömürtürler bizimkini tabiri caizse limon gibi sıkarlar.
Bizimkinin günlerden bir gün artık canına tak eder ve der ki; "İşsizim arkadaşlar." İşte o zaman etrafında kalan insanlar da dökülür tek tek sonbahar yaprakları gibi. Geriye kalan insanlar bir elin parmaklarını geçmez ve ne yazık ki onlardan pek azı bir "aile" kadar yakındır. Herkesin kendi sorunu çıkıverir bir anda kaybolurlar etraftan. Oysa ki bizim ki pek birşey yapmamıştır. Zamanlardan bir zaman karşısına çıkıveren bir "su ejderinin" nasihatine uymuştur sadece.
İnsanımız bir şeyin farkına varmıştır. Bilgi en arifler için bile tehlikeli bir güçtür, nasihat ise arif olana görünmez perdeleri yıkan güçlü bir silahtır. Geride kalanlar ise sadece ve sadece dostlardır. Canlardır.
Bu yazım zor günlerimde benim yanımda duran, bana destek veren, yardım eden tüm iyi insanlara ithaf edilmiştir.
Sevmem & Severim //bölüm 1
9 saat önce


0 yorum:
Yorum Gönder