Pazartesi, Kasım 16, 2009

No Başlık

Bugün hiç olmadığım kadar kendimi güçlü hissediyorum. Bunu sebebi asker künyemi (beni sanki bağlayan o zinciri) en sonunda cesaret edip çıkarmış olmam mı? Yoksa başvurduğum bir iş yerinden (herzaman ki gibi) gelen "biz size döneceğiz" mesajı mı? Bilgisayarımda hala daha linuun çökmemiş olması mı yoksa üstüne ubuntuda Psychonauts oyunu çalıştırmam mı?

Bilmiyorum. Ama içimde garip bir his var. Sanki birşeyler daha iyiye gidecek gibi.

Not: Buraya baktığımda sadece bir ağlama duvarı görüyorum. Sanırsam artık sadece sinirlendiğimde buraya yazmayacağım.

Not 2: Bu yazı yazılırken arka planda Baldur's Gate Soundtrack çalıyordu!

Cumartesi, Ekim 17, 2009

Let me talk about someone I know..

Bir insan düşünün. Ailesi, çevresi, arkadaşları iyi olan. O insan genelde karşısındakini düşünür, bir problemi varsa çözmeye çalışır veya kendi deneyimleri ile aydınlatmaya çalışır. Lakin bu insan biraz nerd olduğu için sosyal ilişkileri fazla iyi değildir. İnsanlarla tanıştığı zamanlardaki suskunluğunu karşısındakiler "sıkıntı" olarak anlar. Oysa o sadece onları dinliyordur. Bu yüzden ilk deneyimi iyi geçmez. Başka bir buluşmada ortaya eteğindekileri döker fakat pek de iyi bir mizah anlayışı olmdığından ve bilgi ağırıklı konuştuğundan insanlar onu sıkıcı ve ukala olarak tanımlar. Geriye kalıp da dinleyenlere ise mutlulukla bakar . Onlar ise gerçekten ya bilgilerini paylaşmak istiyorlardır ya da sadece ondan yararlanmak istiyorlardır. Bu insan karşısındaki dinleyicilerine anlattıkça anlatır, anlatır, anlatır ta ki karşısındaki ondan bir şey isteninceye kadar. İnsan kabul eder istediğini verir. Karşıdakiler memnun istediğini almış ve ondan yeniden yararlanmak üzere bizimkiyle ilişiğini keserken diğerleri ise hala durur. Duranlarla devam eder bizim insancık. Çevresinde bir avuç adam kalmıştır onu dinleyen, değer veren.

Garip huyları vardır bizimkinin. Mesela bir filmi orjinal olarak izlemeyi sever. Film izlerken gürültü yapılması hem ona hem de filmi yapana saygısızlıktır asla affedilmez. Mesela herkesin ona karşı açık olmasını ister tıpkı karşısındaki kişiye kendisi onun hakkında ne düşündüğünü açıkça söylediği gibi. Kendisi açık konuşur ama karşısındakinin yüzüne bakamaz. Söylediklerinin arkasında duramayacak kadar korkak ve yine de söyleyecek kadar ukala olduğundan ötürü değil. Gözleri bozuktur. Karşısındakinin yüzüne bakıp da konuştuğu zamanlar karşısındaki adamın, bizimkinin sözünü kesip" bana mı bakıyorsun yoksa arkamdaki kıza mı?" diye dediği zamanları hatırlar. Kendi özürü için utanç duyar hem de onu bu hale gelmesine sebep olan insanın ve insanların şu anda ki rahatlığı kadar. Yardım isteyemez. Nedenini kendisi bile bilmez ama ona yardım istemek biraz kendini acındırmak olarak gelir. Oysa kendisi hiçbir zaman olmayan ailesinin durumu yüzünden üniversiteye tek başına dersane ve hoca yardımı olmadan hazırlanmış, üniversitede yeri gelmiş bir kuru simitle devam etmiştir günlerine. İnsanların bir anda nasıl çiğleştiğini görmüş, askerde ise ezilen insanların hükmetmeye gelince ne kadar aşağılık olduklarını pekiştirmiştir. Bu yüzden yardım istemek ona pek zor gelir. Yardım eder ama isteyemez çünkü yardım isteyeceği kişilere borçlanmış olarak hisseder kendini. Onlar da bunu gayet iyi bilir, sömürtürler bizimkini tabiri caizse limon gibi sıkarlar.

Bizimkinin günlerden bir gün artık canına tak eder ve der ki; "İşsizim arkadaşlar." İşte o zaman etrafında kalan insanlar da dökülür tek tek sonbahar yaprakları gibi. Geriye kalan insanlar bir elin parmaklarını geçmez ve ne yazık ki onlardan pek azı bir "aile" kadar yakındır. Herkesin kendi sorunu çıkıverir bir anda kaybolurlar etraftan. Oysa ki bizim ki pek birşey yapmamıştır. Zamanlardan bir zaman karşısına çıkıveren bir "su ejderinin" nasihatine uymuştur sadece.

İnsanımız bir şeyin farkına varmıştır. Bilgi en arifler için bile tehlikeli bir güçtür, nasihat ise arif olana görünmez perdeleri yıkan güçlü bir silahtır. Geride kalanlar ise sadece ve sadece dostlardır. Canlardır.

Bu yazım zor günlerimde benim yanımda duran, bana destek veren, yardım eden tüm iyi insanlara ithaf edilmiştir.

Pazartesi, Eylül 28, 2009

Mimledim, mimlendim ve işte mimler!

Blogları gezerken bir de baktım Ayna tarafından mimlenmişim:D Hemen karşı mimle cevap veriyorum:D



İlk olarak ok ve yayımla başlıyorum. Kendileri kızılderili geleneklerine göre üretlmiştir ve geceleri antilop avlamama yaramaktadır. Yayın takılı olduğu resim kızkardeşim Amerilis'in bir hediyesidir ve muska da beni kötü ruhlardan korumaktadır. :D:D

Kitaplığımdandan ufak bir kesit. Gördüğünüz üzere hemen her cins kitap buunmaktadır. Herkes bir şeylerin koleksiyonunu yapar ya, anahtarlık, oyuncak araba koleksiyonundan başka gözlüklerimi değiştirdiğim için gözlük ve gözlük kabı koleksiyonu vardır. Şu zamana kadar en fazla 7 adet gözlük değiştirmişliğim vardır. Umarı bundan sonraki yıllarda gözlerime gözlük takmak zorunda kalmam:D

Gördükleriniz mahşerin dört atlısıdır ve Hulk'ın yarısıdır . Arka plandaki kitaplar zamanında sahaflara yatırdığım paranın neticesidir. Görüldüğü üzere pek de iyi şekilde değiller. Bu gördükleriniz ilk bilgisayarımla birlikte aldığım oyun cd'leridir. Şu zamana kadar bana ne kadar emeği geçen kişilerin hayatımda özel bir yeri olduğuna inanıyorsam, bu cdlerin ve kitapların da hayatımda özel bir yeri vardır. Sözün özü: İlkler unutulmaz!


Resimden de anlaşılacağı üzere Nerd bir insanım. Nerd olmaktan da gurur duyarım. Çok çalıştım mühendis oldum efendim az çaba sarfetmedim. İnşallah da mesleğimi yapacağım. Çünkü hayattaki hedeflerimden birisi Çevre Mühendisliğini, mesleğimi, ülkemde önemli bir noktaya getirtmektir.




Son olarak herkes için sıradan oyuncak bir ayı gibi görünen fakat benim için değerli birisinin önemli bir günümde verdiği bir hediyedir. Özetle şudur: Maddi değer değil, manevi değerdir önemli olan.

Şimdi gelelim bugünün mimlerine:
Ara sıcaklardan: Neoxolmis, Ayna-i Marzi, voolkan
Ana yemek: Night Eagle, Gord10, Çağlayan
Tatlı olarak: Emma Frost, çikolatalı kedi

Çarşamba, Eylül 23, 2009

Returned...

Askerlik bitti. Ankara'dayım. İş arıyorum. Hepsi bu.

Yazacağım yine:D

Cuma, Ağustos 07, 2009

Koca kafalı olmak!

Koca kafalı olmak benim derdim sanırsam.

Her yerde bahtsız bedevi. Anlaşılmaz, söyledikleri insanlara batan. Sevilmeyen, uzak durulan birisi. Yerine göre kullanılan sonra bir kenara buruşturulup atılan. Değersiz, vasıfsız birisi. 0 olmak. İnsanlara ne etsen yaranamamak. En çok çalışan ve hiç kimseyi kırmadan yaşamak istemek ama hep sonunda kırılan adam olmak, harcanan insan olmak. Arkadaşlarının , dostlarının, aşklarının ve hatta hayatının yalan olması. Tüm bunlara isyan ettiğinde suçlu yine senin olmak. Köpek ve hatta köle yerine konmak. Aşağılanmaya maruz kalmak. İnsanları kullananlar, itlik, fırlamalık yapanlar yücelirken senin sahip olduğun değerlerin değer kaybetmesi. Arkadaş ortamlarından uzaklaştırılmak, faaliyetlere çağırılmamak. Zaten sıkıcı bir insanla kim takılmak ister ki?. Zaten harcanabilir bir enayi varken başka birşeyle uğraşmak neden? Söyleyin Melih'e yapsın. Söyleyin Melih'e etsin. Şikayet etmesin hep yapsın. En ufak bir sitem hakkı dahi olmasın. Ne de olsa saf çocuk. Ne de olsa biraz mal. Ne de olsa ses çıkarmıyor. O yüzden rahatlıkla harcayın onu. Gidin her harektine kulp takın. İşi olmayan (olmayacak) işlere koşturun sonra ondan işini yapmasını bekleyin. Önerilerini dinlemeyin bulunduğu ortamdan kaçın. Zevklerini hiçe sayın ,hoşlanmayacağı şeyleri yapın, sevgisini çöpe atın, korkuları ile alay edin. Ne de olsa o da harcanabilir. Basit insan. Vasıfsız insan.

İşte ben buyum arkadaşlar. Ben bir koca kafayım. Ben bir bedeviyim. Ben bir sıfırım.

Perşembe, Temmuz 23, 2009

Adım

Askerlik...

Bir adım. Sadece bir adım.

İnsanlığa bir adım. Kardeşliğe, dostluğa bir adım.

İnsanları tanımaya bir adım, değer vermeye değer almaya bir adım.

Sabır etmeye, şükür etmeye bir adım.

Olgunlaşmaya erkekliğe bir adım...

Hayatın ta kendisine, eğrisiyle doğrusuyla.

Sadece bir adım!

Pazartesi, Haziran 01, 2009

Tsk chronicles

Askerlik...

Zor bir dönem derlerdi bana inanmazdım. Her erkeğin hayatındaki gizli bir nokta, bir kişilikten sıyrılma ,bir kopma anı derlerdi.

Askerlik zordur kimine göre ise kolaydır derler. Torpilin işe yaramadığı tek yer. Meslek sahibi bir kısa dönemseniz özellikle çok alakasız iş yapacağınız tek yer.

Benliğinizden çok şeyin gideceği, çok şeyin kazanılacağı bir yer... Hayat okulu bir nevi.

Beni bir gözünüzün önüne getirin. Nasılım? Sakin huylu, fazla konuşkan olmayan, biraz içine kapanık.

Şimdi bunların tam tersini düşünün heryere bağıran çağıran, laf yiyen hiç gocunmayan, laf sokan, 80-90 kişye sözünü geçirebilen, organizasyon yeteneği tam...

Bir düşünün neydim ne oldum. Sivilde yeni mezun çevre mühendisi ,pek bir artısı olmayan birisi, askerde her bir işi bilen veya en azından kotarabilen birisi. Bu hale gelebilmek özellikle bir-iki haftada acı verici bir deneyimdi ama sanırsam başardım.

Son olarak askerdeki mesleği söyleyeyim :

Jandarma Çavuş Muhafız Nöbet değiştirici Melih Türkay Coşar